Memede Ele Gelen Her Kitle Kanser midir?
Memede fark edilen her kitle kanser anlamına gelmez. Kistlerden fibroadenomlara kadar iyi huylu nedenleri, dikkat edilmesi gereken belirtileri ve hangi durumlarda görüntüleme gerektiğini öğrenin.
Memede ele gelen bir kitle, pek çok kadın için endişe verici bir deneyim olabilir. Kişinin kendi kendine fark ettiği küçük bir sertlik bile akla hemen meme kanserini getirebilir. Ancak memede hissedilen her kitle kanser değildir. Aksine, meme kitlelerinin önemli bir bölümü iyi huylu nedenlerle ortaya çıkabilir.
Kistler, fibroadenomlar, hormonal değişikliklere bağlı meme dokusu farklılıkları ve bazı enfeksiyonlar memede kitle veya sertlik hissine neden olabilir. Bununla birlikte bir kitlenin yalnızca elle değerlendirilerek iyi ya da kötü huylu olduğuna karar verilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle memede yeni fark edilen bir değişiklikte amaç paniğe kapılmak değil, bulguyu görmezden gelmeden uygun şekilde değerlendirmektir.
Memede ele gelen kitle ne anlama gelir?
Meme dokusu yaşam boyunca aynı yapıda kalmaz. Adet döngüsü, yaş, gebelik, emzirme ve menopoz gibi birçok faktör memenin yapısını ve kişinin memesini nasıl hissettiğini etkileyebilir.
Bazı kadınların meme dokusu doğal olarak daha nodüler veya düzensiz hissedilebilir. Özellikle adet dönemine yakın zamanlarda memelerde hassasiyet, dolgunluk ve sertlik artabilir. Bu değişiklikler adet sonrasında azalabilir.
Burada önemli olan kişinin kendi memesindeki olağan yapıyı tanıması ve yeni ortaya çıkan veya kalıcı hale gelen bir değişikliği fark edebilmesidir.
Ele gelen bir oluşumun gerçekten ayrı bir kitle olup olmadığını ve nasıl bir yapıya sahip olduğunu anlamak için klinik değerlendirme ile birlikte görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.
Memedeki her kitle neden kanser değildir?
Meme yalnızca yağ dokusundan oluşmaz. Meme içerisinde süt bezleri, süt kanalları, bağ dokusu, yağ dokusu ve farklı anatomik yapılar bulunur. Bu dokuların çeşitli nedenlerle değişmesi memede kitle hissi oluşturabilir.
İyi huylu meme hastalıkları oldukça yaygındır. Örneğin fibroadenom, özellikle genç kadınlarda sık görülen iyi huylu meme kitlelerinden biridir. Genellikle düzgün sınırlı ve hareketli bir yapı şeklinde hissedilebilir.
Bir diğer yaygın neden meme kistleridir. Kistler içi sıvı dolu oluşumlardır ve özellikle menopoz öncesi dönemde görülebilir. Bazıları oldukça küçükken bazıları elle hissedilebilecek boyuta ulaşabilir ve hassasiyet oluşturabilir.
Hormonal değişikliklere bağlı olarak meme dokusunda ortaya çıkan fibrokistik değişiklikler de memelerde düzensizlik, hassasiyet veya kitle benzeri alanların hissedilmesine neden olabilir.
Dolayısıyla memede kitle fark edilmesi tek başına kanser tanısı anlamına gelmez.
Ancak önemli bir nokta vardır: Bir kitlenin iyi huylu olduğunu yalnızca nasıl hissedildiğine bakarak kesinleştirmek doğru değildir.
Hangi meme kitleleri daha dikkatli değerlendirilmelidir?
Hastalar bazen “Kanser kitlesi sert olur”, “Hareket ediyorsa iyi huyludur” veya “Ağrıyorsa kanser değildir” gibi genellemeler duyabilir. Bu tür bilgiler kesin tanı koymak için güvenilir değildir.
Bazı özellikler hekimin değerlendirmesinde daha fazla dikkat gerektirebilir. Örneğin yeni ortaya çıkan, zaman içerisinde büyüyen, çevre dokulara göre daha sert veya düzensiz hissedilen bir kitle ileri değerlendirme gerektirebilir.
Kitlenin yanında meme cildinde çekinti, kalınlaşma veya belirgin görünüm değişikliği olması; meme başında yeni gelişen içe çekilme; özellikle kendiliğinden ortaya çıkan veya kanlı meme başı akıntısı gibi bulgular da değerlendirilmelidir.
Koltuk altında yeni fark edilen bir şişlik de hekime bildirilmelidir.
Bununla birlikte bu belirtilerden birinin bulunması kişinin mutlaka meme kanseri olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bu özelliklerin bulunmaması da bir kitlenin kesin olarak iyi huylu olduğunu göstermez.
Bu nedenle doğru yaklaşım, belirtileri kendi başına sınıflandırmaya çalışmak yerine uygun tıbbi değerlendirmeyi yaptırmaktır.
Memede kitle fark edildiğinde ne yapılmalı?
Yeni bir kitle fark edildiğinde ilk yapılması gereken şey, kitlenin sürekli kontrol edilerek sıkılması veya kişinin internet üzerindeki görsellerle kendi kendine tanı koymaya çalışması değildir.
Özellikle daha önce hissedilmeyen ve devam eden bir kitle için hekime başvurulmalıdır.
Değerlendirme genellikle kişinin yaşı, kitlenin ne zamandır bulunduğu, adet döngüsüyle değişip değişmediği, daha önce meme hastalığı geçirip geçirmediği ve ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunup bulunmadığı gibi bilgilerle başlar.
Ardından klinik muayene ve gerekli görülmesi halinde meme görüntülemesi yapılır.
Buradaki görüntüleme yöntemi her kadın için aynı olmayabilir.
Ultrasonografi mi, mamografi mi?
Memede ele gelen bir kitlenin değerlendirilmesinde kullanılacak görüntüleme yöntemlerinden biri meme ultrasonografisidir.
Ultrasonografi, özellikle kitlenin içinin sıvı mı yoksa katı içerikli mi olduğunu değerlendirmeye yardımcı olabilir. Genç kadınlarda ve yoğun meme dokusunun değerlendirilmesinde de önemli bir yöntemdir.
Mamografi ise meme dokusunun daha geniş bir şekilde değerlendirilmesine ve kitle dışında eşlik eden bazı radyolojik bulguların görülmesine yardımcı olabilir.
American College of Radiology’nin uygunluk kriterlerinde, ele gelen meme kitlesinin ilk görüntüleme yöntemi belirlenirken yaş önemli faktörlerden biridir. Örneğin 30 yaşından küçük kadınlarda ultrasonografi çoğunlukla ilk inceleme olarak öne çıkarken, daha ileri yaşlarda tanısal mamografi ve ultrasonografi birlikte veya birbirini tamamlayacak şekilde kullanılabilir.
Bu nedenle “Kitle varsa mutlaka mamografi çekilir” ya da “Ultrason tek başına yeterlidir” şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.
Hangi yöntemin seçileceği hastanın yaşı ve klinik bulgularıyla birlikte belirlenir.
Görüntülemede kitle görülürse ne olur?
Bir kitlenin görüntülemede saptanması otomatik olarak biyopsi yapılacağı anlamına gelmez.
Meme radyoloğu kitlenin şekli, sınırları, iç yapısı ve çevre dokularla ilişkisi gibi çeşitli özelliklerini değerlendirir. Mamografi ve ultrasonografi bulguları birlikte yorumlanabilir.
Radyolojik değerlendirmede sıklıkla BI-RADS adı verilen standart bir sınıflandırma sistemi kullanılır. Bu sistem bulgunun nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda ortak bir dil oluşturur.
Bazı bulgular tamamen iyi huylu özellikler gösterebilir ve rutin kontroller yeterli olabilir. Bazı bulgular için belirli bir süre sonra görüntüleme ile takip önerilebilir. Şüpheli özellik taşıyan durumlarda ise kesin tanıya ulaşabilmek amacıyla biyopsi gerekebilir.
Dolayısıyla “Kitle bulundu” ile “Kanser bulundu” birbirinden çok farklı ifadelerdir.
Biyopsi istenmesi kanser olduğum anlamına mı gelir?
Hayır.
Bu, hastaların en fazla kaygı yaşadığı konulardan biridir. Biyopsi önerilmesi, görüntülemede görülen bir alanın doku örneği alınarak daha kesin biçimde değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelir.
Biyopsinin amacı zaten bir bulgunun iyi veya kötü huylu olduğunu patolojik olarak belirleyebilmektir.
Günümüzde birçok meme biyopsisi görüntüleme eşliğinde, cerrahi operasyona ihtiyaç duyulmadan iğne ile gerçekleştirilebilir. Kullanılacak biyopsi yöntemi kitlenin özelliklerine ve hangi görüntüleme yöntemiyle en iyi görüldüğüne göre değişebilir.
Bu nedenle biyopsi önerisini doğrudan kanser tanısıyla eş anlamlı değerlendirmek gereksiz kaygıya neden olabilir.
Ağrılı meme kitlesi kanser olabilir mi?
Meme ağrısının birçok nedeni olabilir ve meme ağrısı oldukça yaygın bir şikâyettir. Hormonal değişiklikler, adet döngüsü ve meme kistleri ağrıya neden olabilir.
Ancak “Ağrıyorsa kesinlikle kanser değildir” şeklindeki yaygın inanış doğru değildir.
Bir kitlenin ağrılı veya ağrısız olması tek başına tanı koydurmaz. Yeni ortaya çıkan ve devam eden bir kitle, ağrı olup olmadığına bakılmaksızın değerlendirilmelidir.
Benzer şekilde yalnızca ağrı bulunması da kişinin meme kanseri olduğu anlamına gelmez.
Önemli olan şikâyetin özellikleri ve eşlik eden diğer bulguların birlikte değerlendirilmesidir.
Adet döneminde fark edilen kitle için beklenmeli mi?
Meme dokusu adet döngüsündeki hormonal değişikliklerden etkilenebilir. Adet öncesinde memelerde dolgunluk, hassasiyet ve belirginleşen nodüler alanlar oluşabilir. Bazı değişiklikler adet sonrasında azalabilir veya tamamen kaybolabilir.
Ancak yeni ve belirgin bir kitle fark edildiğinde yalnızca adet dönemine bağlayarak uzun süre değerlendirmeyi ertelemek uygun değildir.
Özellikle kitlenin adet sonrasında da devam etmesi, büyümesi veya başka belirtilerin eşlik etmesi durumunda hekime başvurulmalıdır.
Ailede meme kanseri varsa her kitle daha mı risklidir?
Aile öyküsü meme kanseri risk değerlendirmesinin önemli parçalarından biridir ancak tek başına tanı koydurmaz.
Özellikle anne, kız kardeş veya kız çocuk gibi birinci derece yakınlarda meme kanseri bulunması, ailede genç yaşta meme kanseri görülmesi veya bilinen bazı genetik değişikliklerin bulunması kişinin risk profilini etkileyebilir.
Bu nedenle memede kitle değerlendirilirken aile öyküsü mutlaka hekime aktarılmalıdır.
Ancak ailesinde hiç meme kanseri olmayan bir kadın da meme kanseri geliştirebilir. Bu nedenle “Ailemde yok, benim için risk yok” düşüncesi de doğru değildir.
Meme kontrollerinin amacı korkutmak değil, belirsizliği ortadan kaldırmaktır
Memede bir kitle fark edildiğinde yaşanan kaygının önemli bir bölümü, kitlenin ne olduğunun bilinmemesinden kaynaklanır.
Oysa modern meme görüntüleme yöntemleri birçok bulgunun ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini sağlar. Ultrasonografi, mamografi ve gerekli durumlarda meme MR’ı birbirinin alternatifi olmaktan çok, doğru hastada birbirini tamamlayan yöntemlerdir.
Görüntüleme sonucunda iyi huylu olduğu düşünülen bir oluşum için yalnızca rutin takip yeterli olabilir. Bazı bulgular kısa aralıklarla takip edilebilir; bazı durumlarda ise biyopsi ile kesin tanıya gidilebilir.
Önemli olan her kitleye kanser gözüyle bakmak olmadığı gibi, yeni fark edilen bir kitleyi “Nasıl olsa iyi huyludur” düşüncesiyle görmezden gelmemektir.
Memede ele gelen her kitle kanser değildir; ancak yeni fark edilen her kitle uygun şekilde değerlendirilmelidir.
Kişinin yaşına, meme yapısına, aile öyküsüne ve klinik bulgularına göre doğru görüntüleme yönteminin seçilmesi, gereksiz kaygının önüne geçerken değerlendirilmesi gereken bulguların da zamanında araştırılmasını sağlar.
Memenizde daha önce olmayan bir kitle veya belirgin bir değişiklik fark ettiyseniz, kitlenin yapısına kendi başınıza karar vermek yerine hekiminize veya meme görüntüleme konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanına başvurmanız en doğru yaklaşım olacaktır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya tedavi önerisi niteliğinde değildir ve kişisel tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez.
BÜLTEN



